Arabayla Ege Akdeniz Turu (Dalyan - Kemer)

Arabayla Ege - Akdeniz Turu
Haziran 2013

Ne zamandır var veya ne zamandır Türkiye için böyle etkin kullanılabiliyor bilmiyorum ama bu senenin altın keşfi booking.com Tatillerimizde en büyük sorunumuz olan kalacak yer bulma sorunu artık ortadan kalkmış bulunuyor. Hem uygun fiyata, hemde resimleri görerek ve yorumlarını okuyarak istediğiniz yeri seçebiliyorsunuz.

Reklamlardan sonra konumuza dönersek :) Bu seneki hedef 2012 de tatilin bittiği Dalyan dan Antalya ya kadar gezmek. Bilecik-Kütahya üzerinden Afyon'a geldik, yol ayrımına kurulmuş olan afium alışveriş merkezinde (ki gerçekten güzel yapmışlar) biraz dolaşıp yemek yedik. Yola biraz yorgun çıktığım için Afyon da Kale yi gezemedim ama nasıl olsa Afyon dan daha çok geçeriz..


Virajlı dağ yollarından düzlüğe indiğimizde Dalyan'a vardık sayılır artık. Booking.com daha ucuz yerler var dese de eşimin ısrarıyla geçen sene kaldığımız Tufan Aparta(iki kişi oda+kahvaltı 75) yerleştik. Bizi tanıyıp hal hatır sormaları teselli oldu :) Oda da biraz dinlenip Dalyan merkeze geçtik.


İlk iş yemek yiyecek yer aramak oldu. Aslında çok güzel yerler var ama biz sulu yemekten yanayız. Sulu yemek dedin mi de seçenekler hayli kısıtlanıyor. Geçen sene mantı filan idare etmiştik ama bu sene Dalyan'ın paşasını bulduk. Paşa'nın Yeri isimli mekan da yemekler de fiyatlar da on numara.

Paşa'nın Yeri
Sabah ilk iş iztuzuna gitmek oldu. Saat 11 gibi ordaydık. Yerliler(ingilizler:) her yeri parsellemiş :) Biranızı alıp kumsal da kitap okumak gibisi yok. Ayrıca kumsal kum olmalı arkadaş :) burdan sonra gideceğimiz yerlerde bu güzelim yumuşacık kumu çok aricaz.. Dalyan'ın yeri bir başka artık..

iztuzu plajı
Dalyan da Kaunos antik kentine gitmek biraz zahmetli olduğundan ve çamur banyosu çekici gelmediğinden bunları yine denemedik. Tatilinizi burada geçirecekseniz antik kenti de gezin, çamur banyosuna da katılın derim. hele kalabalıksanız çamur banyosu eğlenceli olacaktır.

Nar Danem
İztuzundan dönüşte yine Nar Danem'e uğrayıp nar suyumuzu içtik, mekanı daha da hoş yapmışlar, her yer nar falan, şirin olmuş.. Yemeğimizi yine paşa'nın yerinde yedik ve akşam Pop In Fun Pub adlı mekanda eğledik.


Sabah havuz sonrası kahvaltı ve sonra ver elini ölüdeniz...

Yolda nerede kalmalı diye booking.com dan baktık. Hisarönün deki New golden gate otel en uygunuydu, iki kişi oda+kahvaltı 50 tl.. haziran da yoğunluk daha az olduğundan fiyatlar gayet kelepir.. Otele yerleştikten sonra ilk iş ölüdeniz tabiat parkına gitmek oldu. Fethiye den Ölüdenize giderken geçeceğiniz Hisarönü(Hisarönünden Ölüdeniz sahil 3 km civarı) de oldukça canlı bir yer. Otel fiyatları Ölüdeniz den daha uygun ve çok sayıda eğlence mekanı var.

Hisarönünden Ölüdenize inerken.. resmi dönüşte çekmişim sanırım..
Tabiat parkı girişinde 20 tl bayılıp arabayı bir ağaç gölgesine park ettik. Tabiat parkında dolaşmaya başlayınca ortam çok hoş geldi gözüme ama uç tarafa gittikçe kalabalık arttı da arttı. Uç tarafta mavi lagün tarafı çok kalabalık ve varoş bir haldeydi. Bu kadar geldik yüzüp çıkalım hemen gideriz diye ikna ettim Sevcanı ama suya belimize kadar girip suda ki pisliği görünce geri çıktık. Hem çok kalabalık(haziran olmasına rağmen), hemde su durgun olduğundan güneş yağları yüzeyinde parlıyor, tükürükler aynen suda yüzüyor filan bizim için tam bir hayal kırıklığı oldu.

Belcekız plajı
Burnun deniz tarafında şezlonglar da parça başı 7 tl miş. İki şezlong+şemsiye 21 tl yani. Yine de geldik madem takılalım dedim ama Sevcan ortamdan tiksindi bi kere, ben de de ne heves kaldı ne bişey.. Tabiat parkı girişinde bayıldığımız 20 tl nin üzerinden sadece 20-25 dk geçmişti ki Belcekız plajına sürdüm. Burası daha sakin ve kesinlikle deniz çok daha iyiydi. Hatta taşların biraz acıtması dışında on numara. Böylece ölüdenizin iki önemli unsurundan biri failed oldu. Diğeri de babadağ dan atlamak tabi ama onada sevcan izin vermez :( birazda maçam yemez ya neyse..

kayaköy
Akşam arabayla Mavi lagünün arkasına dolandım, sahil kulüpleri var belki bunlarda denize girilebilir ama bizim bir daha denemeye niyetimiz yok, öyle soğuduk yani lagün magün.. Akşam Hisarönü'nde dolaştık, oldukça canlı ve güzel mekanlar var ama hepsi ingilizlere hitap ediyor. Haziran olmasından mı yoksa hep mi böyle bilmiyorum ama çarşıda dolaşan toplasan 5-6 tane Türk çift vardık. Oturup bi yerde bişeyler içtik öyle yabancı turist gibi, sığıntı sığıntı :)

Gemiler Koyuna Giderken (sağ taraf gemiler koyu, sol taraf aya nikola adası(gemiler adası))
Ertesi gün kayaköy üzerinden Gemiler koyununa gittik. Kayaköy eski bir rum köyü, bana göre bu sıcağa katlanmayı gerektirecek, görülmeye değer bir şey yok. Zaten tarihe ilgim ortaçağ ve öncesini kapsıyor :)

Gemiler Koyu

Gemiler Koyu sakin ve huzurlu bir yer, plajın belcekızdan pek bi farkı yok. Restoran vs de mevcut, burası güzel bir gün için ideal bir yer.

Öğleden sonra oteldeki tek müşteri olmamızın da etkisiyle bol bol havuz keyfi yaptık. Bizden başka kimsenin olmaması, babamın yazlığında tatil yapıyormuşum hissi verdi. Aslında ikinci gün ayrılacaktık ama tekne turuna katılıp kelebekler vadisi filan da görelim istedik. Tam gün öğle yemekli tur 15tl. Jiplerle safari turuna(saklıkent, pınara vs.) iki kişi 70 e bırakırım dedi eleman ama onun için bir gün daha kalmamız lazımdı.

Akvaryum Koyu


Akşamımız ölüdeniz de hayat var mı diye bakıp olmadığını görünce otelin bahçesinde otel sahibi Ahmet abiyle sohbet ederek geçti. Ahmet abi istanbul da mali müşavirmiş, burayı arkadaşlarıyla alıp işletmeye karar vermişler. İşi gereği pek çok ülke gezmiş, çok imrendim doğrusu ama beraber bi resmimiz yok o da benim ayıbım.

koreli dostlarımız, isimlerini anlayabilmiş bile olsam hatırlamazdım sanırım.
Sabah arabayı otoparka bırakıp, Easy Riders isimli teknemize yerleştik. Koreli dostlarımıza karşınıza oturabilir miyiz dedik, keyfiniz bilir gibi bir tepki verdiler. Tur boyunca bir şeyler konuşmaya çalıştık ama onlar da benim kadar ingilizce yoktu.. tanıdığım en cahil koreliler bunlar, başka da yok zaten.. Ne verdiysek yediler (Poğaça, Probis, Gözleme, Erik, Sakız) Bu arada aklınızda bulunsun tekne turuna nevalesiz çıkmayın, sürekli denize gir-çık sürekli acıkıyor insan..

Mavi Mağara

Tekne turu tam gün olduğundan riskliydi bizim için, sarmazsa bütün bir gün çöp olacaktı ama gayet güzel geçti. O yüzden bi daha ki tatillerde tekne turlarını mutlaka denemeye karar verdim. Marmariste, Ayvalıkta, Kuşadasında hepsinde tekne turuna katılmak lazım. Tabi fiyatlar da önemli. Bizim katıldığımız tur Kelebekler Vadisi turu diye geçiyor, bir de 12 adalar turu var. Peşpeşe bayar diye katılmadık ama o tur da keyifli görünüyor. 
Kelebekler Vadisi Sahil
  Kelebekler Vadisi doğayı görüp, denize girmek için ideal ama tekne turuyla gittiyseniz vadinin sonundaki şelaleyi görücem diye kasmayın. Kah dereden geçerek, kah kayalardan atlarak bi ton yol yürüyorsunuz sonunda zaman kalmadığı için şelaleye şöyle bir bakıp suyun altına 2 dk girip geri dönüyorsunuz. Vaktiniz varsa gidin tırmanın şelaleye takılın doğanın kucağında ama dediğim gibi tekne turunda denize girip serinleyin yeter.
Kelebekler Vadisi

Bu arada vadide kelebek falan da görünmüyor, heralde zamanı var onun yada insan yoğunluğu kelebekleri bezdirmiş, çekip gitmişler..
Aya nikola adasından
 Tekne turu Aya Nikola(Gemiler Adası) na da uğruyor, müze kartınız varsa yukarı tırmanıp kilise kalıntılarını ve manzarayı görebilirsiniz

Aya nikola adasından
 , yoksa da çok şey kaçırmış sayılmazsınız.

Unutmadan bir tavsiye; tatil de herşey için pazarlık edin, barda 15 tl denen birayı 8tl den, 25tl denen tekne turunu 15 den, hatta 7 tl olan gözlemeyi 5 tl den alabilirsiniz. aldım ordan biliyorum :)
Teknede gözleme, nutellalı muzlusunu da ilk defa denemiş olduk
Tekne turu sonrası belcekız plajında uzanıp biraz yorgunluk attık, sonra arabayı alıp Fethiye merkeze geçip Aliş otele yerleştik. (oda kahvaltı iki kişi 50, odaları çok bakımsız, çalış plajına yakın ama plajı tavsiye etmediler) Fethiye büyüklüğüyle şaşırttı beni. Sahilde çok güzel mekanlar var. 12 adalar Fethiye ye daha yakın olduğundan tur fiyatları ölüdeniz den daha uygun.(ölüdeniz den 30, fethiye den 20tl) Akşam Fethiye de bol bol gezip dolaştık. Gece de sahildeki ve cadde (popstar bilmem kim çıkıyor) isimli mekanlarda takıldık.

Fethiye Arkeoloji Müzesinden
 Sabah Müzeyide gezdikten sonra, Fethiye den ayrıldık. Bu sene tatil öncesi çok yoğun olduğumuzdan güzergahla ilgili yeterli araştırma yapamadık. Mesela Babadağ'a araçla çıkılabildiğini bilmiyordum. Sadece 4x4 lerin çıkabildiğini sanıyordum. Babadağ'a çıkıp paraşütle atlayamasak bile oradan o manzarayı izlememiş olmak çok içimde kaldı..


Fethiye'yi çıktıktan kısa bir süre sonra kaya mezarları ile meşhur Pınara antik kentinin tabelasıyla karşılaştım. 6km yazdığı için görmeden geçmek bize yakışmazdı. Hazır Sevcan da uyumuşken usulca saptım Pınara yoluna :) Ancak yazmayan şey 4 km nin asfalt köy yolu sonrasının toprak orman yolu olduğuydu.




Kültür ve Turizm bakanımıza, karayollarına çok çok selamlar gönderip geri döndüm yoldan. Yol böyleyse tabelasını koyma birader, yada altına yaz orman yolu diye, hayır sevcan uyanıpta yine ormanın dibinde toprak bi yolda olduğumuzu görse nolcak sonra !!!

xanthos
 Ana yoldan biraz daha devam edince Xanthos antik kentine geldik. Antik kentin büyük bölümünü arabadan inmeden gezdik. Sevcan arabada serin serin otururken ben kalıntıları yakından inceleyip şahit oldukları tarihe saygımı gösterdim.


Kaş'a doğru biraz daha devam edince Patara buyur etti bizi. Müze kartımızı gösterip devam ettik arabayla ve yine arabadan inmeden antik kentin büyük bir kısmını görmüş olduk.

Patara Zafer Takı
Patara da ki uzun kumsal iztuzu gibi caretta caretta ların sevdiği mekanlardan. Sevcan denize girmek istemeyince şöyle bir etrafı turladım ve geri döndük. Patara da kumsal çok iyi ama denizi genelde dalgalıymıış.  Ben yinede kumsal bulmuşken girme taraftarıydım..


Patara Kazı Çalışmaları
Patara dan kalkana sürdüm ve yine arabadan inmeden kısa bir tur atıp yola devam ettik.

Kalkan
Kalkan dan çıktıktan kısa bir süre sonra Kaputaş plajı çıktı karşımıza, kendisini Kaş dan sonra beklediğim için şaşırdım biraz.

Kalkan
Kaputaş plajına karadan geldiyseniz(tekne turları da geliyormuş) bu güzel görüntüye karşı koyamayıp, arabayı güneşin alnına bırakarak bir sürü merdiven iner, dandik kabinde boğulma tehlikesi atlatarak üzerinizi değişir denize atarsınız kendinizi. Deniz harikadır(3-4 metre den sonra boyu geçiyor), kumsal müthiştir, gözleme ve içecek de bulunur, daha ne olsundur... lakin o inişin bir de çıkışı vardır.

Kaputaş
Buranın en büyük handikapı merdivenler. Denizden sonra o merdivenleri geri çıkmak ve arabanın cehenneme dönmüş olması denizin verdiği bütün rahatlama ve serinlemeyi götürüp ter su içinde kalmanıza sebep. Bence yanınıza nevale alın, öğleden sonra gelip akşama kadar takılın yada gelmeyin..

Kaş
Kaş da yemek yedik ve arabayla biraz dolaşıp Demre ye doğru devam ettik. Demre ye varmak üzereyken deniz kıyısında ki tur tekneleri ve tur otobüsleri ilgimi çekti. Demre Şifalı Su tabelasından(bura da ki havuzda oldukça kalabaydı) deniz kenarına doğru sürdüm ve nedir ne değildir diye sordum. Kekova tekne turları düzenleniyormuş buradan. Tabi bir gün önceden turu almanız ve sabah tura katılıp tüm gün gezmeniz lazım. Bu saatte gelirseniz (16-17 civarı) tekne kiralamanız lazım ama o da pahalıya geliyor haliyle.

Demre Aziz Nikola Klisesi
Kekova tekne turunu araştırınca batık şehir ilgimi çektiyse de tur için Demre de bir gün konaklamak gerekir diye düşündüm ve biz bunu planlamadığımız dan yapılacaklar listesine ekleyip yola devam ettik.

Demre Aziz Nikola Klisesi
Aziz Nikola Klisesini görmeye gittiğimizde orada ki gezi kafilesinin rehberinden de faydalanmış olduk. Duvarlarda ki figürler de anlatılan detaylar ilgi çekici, son akşam yemeği vs.(ama anlat anlat bitmiyor)




Ambiyans fotoğraf meraklıları için güzel kareler sunuyor.


Demre - Finike arasında yol çok virajlı ve sollama zor. Yine bu yolda bir birinden güzel pek çok ufak koy(kumsal) var. Sevcan olur verse arabayı yol kenarına bırakıp bu küçük kumsallardan birinde takılmayı çok isterdim(ki yapanlara çok imrendim). Sadece ikimize ait 5-6 metrelik bir kumsal..

finike yolu.. bol virajl ve bol keyif..

Ayrıca iki tane de büyük otoparklı tesisli plaj var. Onlar da çok çekiciydi ama Sevcan inat etti bi kere :)
Finikeyi de arabayla biraz dolaşıp devam ettik.

demre
Adrasan sahil de biraz yürüdük ama Sevcan kalmak istemedi. Olimpos ve Yanartaş'ı da(buralarda da kalacak yerler mevcut) yarın gelmek üzere geçip Kemer de Avrupa Hotel'e (oda+kahvaltı 2 gece 110) yerleştik. Akşam Kemer caddeleri dolaşıp barlar sokağında takıldık. Aslında geceyi adrasan veya olimpos da geçirmek daha mentıklıydı ya neyse..

Olimpos sahile gidiş
Olimpos sahile giderken ören yerinden geçildiğinden giriş 3tl, sezonluk plaj kart 5 tl, müze kart geçerli. Plaja giderken antik kentin büyük bölümünü de görmüş oluyorsunuz.  Tarih ve doğanın iç içe olduğu ender yerlerden..
(Otopark plaj arası 300 metre civarı..)

Olimpos Sahil (şezlong şemsiye vs olmadığından gölge için kaya diplerine sığınılıyor)

Plaj şemsiyeniz varsa tam yeridir kullanmanın, benim gibi güneşlenmekten hoşlanmıyorsanız güneşin etkisini yitirdiği saat 5-6 gibi gelip güneş batana kadar deniz keyfi de yapabilirsiniz. Deniz gayet berrak ve güzel.



Gözleme,su ve bira satıcıları geliyor arada, onlar da olmasa durum vahim zaten :)
(Yanınıza içecekle dolduracağınız termos çantalardan almanızı tavsiye ederim)

Sahile giderken üzerinden geçeceğiniz bu buz gibi suya mutlaka girin, çivi gibi yapıyor.

Sahile giderken..
Ha nedir yani bu Olimpos'un olayı diye sorarsanız, biraz gençlerin buluşma takılma ortamı olayı.. biraz doğayla iç içe olma sevdası vs. ama gelin görün hatta bi gece kalın derim. Kendi arkadaş kitlenizle gelmiyorsanız bir gün yeterli bence, aileler içinse Çıralı ve Adrasan kalmak için daha uygun..

Yanartaşa çıkış

Yanartaş'ı(Çıralı da kayaların arasından doğalgaz sızması neticesinde aşağıdaki olayın oluştuğu yukarıdaki şekilde ulaşılan bölgenin adı) görmek üzere Çıralı ya geçtik. 
Yanartaş'a giriş 5tl ve 900 metre kadar tırmanmak gerekiyor.
Gece çıkmak isteyenler için girişte ki büfe de el feneri kiralanıyor. 
Gece gelip ateş başında muhabbet edip takılmak keyifli olur.
Gelinip görülesi bir yer.

Yanartaş

Bu doğal güzelliği gördükten sonra Çıralı sahilinde biraz deniz keyfi yapalım dedik. Olimpos ve Çıralı sahili bitişik, yani Olimpos sahilden bakınca 700-800 metre ilerde gördüğünüz şezlong ve şemsiyelerin(medeniyetin:) bulunduğu taraf Çıralı sahili oluyor.

Yanartaş dan Çıralı sahil
Ancak kara yolundan ulaşım için olimposdan antalya-kemer yoluna çıkıp Çıralı ya sapıyorsunuz yani araçla 20 km yol gidip olimpos sahilinden 700-800 metre ileri çıkıyorsunuz ama yanartaş biraz içeride kaldığından buna mecbursunuz, eğer bu arada gidip gelen minibüsler varsa bunlarla da gidilebilir tabi.
Bence kalmak için Adrasan veya Çıralı'yı seçip Olimpos'u bir günlüğüne gezmeye gelmeli
Çıralı ve Adrasan da aynı ambiansı sunuyor ve denize mesafe, şemsiye, şezlong, market, wc, duş gibi sorunlar yok. (bu fikrimi zaten söylemiştim sanki)

nası da mutluyum :)
Çıralı sapağından Kemer yönüne doğru 1km ileride ki Ulupınar Köyü yol üzerinde uğranılası yerlerden. Maşukiyeyi hatırlatan yeşillikler içinden akarsuyun geçtiği, doğa kucağı bir atmosfer. Botanik restoranda akarsu üzerindeki masalarda alabalığınızı yemeden geçmeyin..

Ben başka restoranda yedim gerçi, masalarımızın altından sular akmıyodu ama yol sordum diye gel abi bi suyumuzu çayımızı iç öyle devam et yoluna dediler, dönüşte yemeği burda yemek borç oldu.

Çıralı Sahil, ilerisi Olimpos Sahili
Çıralı sahilinde akşam üzeri biraz denize girip sahilde uzanıp yanartaşın yorgunluğu üzerimizden attık ama bizi bekleyen bi sürpriz vardı..

o anki stresten mütevellit foto çekmek sonra aklımıza geldi..

Yardıma gelenlerin söylediğine göre günde en az 2-3 enayi :) kuma saplanıyormuş burda, biri de biz olduk bugün.. Neyseki tenhalaşan sahil de hala yardıma koşacak cengaverler vardı. Her gelen başka bir fikirle geldi ve hepsini de denedik. 

hiç kolay olmadı :) zavallı ben..
Bende artık ümidi keşmiş itfaiye gelirmi, traktör mü bulsam vs. diye düşünmeye başlamıştım..Tekerin altına taş koymalar, kalas bulup gelmeler derken yaşlı bi amcanın "yaşıma tecrübeme güvenin, çekin onları kenara, 3 deyince kaldırarak iticez, geç kızım direksiyona sende, çok az gaz vericeksin.. 1..2...3..." komutuyla kurtulduk kumdan.. Allah razı olsun..

Akşam yine Kemer de dolaştık ve bir kaç mekanda takılıp otele döndük..

Düden
Hüzünlü bir kahvaltıdan sonra Konyaaltı plajında Sevcanın itirazı ve benim ısrarımla :) son kez denize girip akdenize veda ettik. Düden Şelalesini de gezdikten sonra yollara düşme vakti..

Dalyan dan Düdene kadar izlediğimiz yol..